Sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz

‘’Dedi ki kalem hayallerini kelamla göremezler, başla dedi benimle dünyayı resmetmeye , karşılığı sadece güzellikler olsun.’’Değişim ve dönüşüm sürecinde bireysel ve toplumsal olarak, entelektüel ve politik bağlamda kimlik ve varoluş sorgulanmaya başladı. İnsanoğlunun yaşadığı her gelişme sanata da yansır. Sanatçı dünyadaki varoluşumuzu anlamlandırmayı ister ve bunu sanat üretimiyle gerçekleştirir.Tarihin hiç sevilmeyen ve güzel hatırlanmayan savaş , göç , salgın hastalık , kitlesel ölümler gibi yaşanan kaos dönemi ve sonrası , kitleleri ve hatta nesilleri ilgilendiren sanat adına farklı , alışılmadık radikal değişimlerle dolu. Belki de gerçeğin ilhamından başka bir şey değil, sanat ve hayat ilişkisi.Kuşkusuz hayatı taklit ederek yaşayan lakin sonunda ortaya çıkan şey , bildiğimiz replikanın ötesine geçiyor. Hayatı taklit etmekle kalmıyor yeniden icat ediyoruz. Tam da bu yüzden sanat hayatın farkındalığı…Henüz hiç kimsenin tam olarak ne yaptığının bilmediği , neyin nasıl yapıldığını öğrenmeye çalıştığı bu simülasyon döneminde gözümüze kestirdiğimiz ne varsa, peşine düşmenin ve likelanmanın tam zamanı.Çevrimiçi sanat, dijital sergilerin, teknolojik müzelerin yükselişe geçtiği bu yıl piyasasında daha girişimci ve genç bir kitleye erişiyor. Sanat pastasındaki yüzdelik dilimde büyüme daha önce keşfedilmemiş ya da göz ardı edilmiş sanatçıların yükselmesi ve tanınması için ideal ortamın dijital dünya olduğunu ortaya koyuyor.Artık kendi filmimizin ve daha güncel bir referansla sosyal medya hesabımızın başrol oyuncusuyuz. Nasıl göründüğümüz, neler hissettiğimiz, düşünüp düşünemediklerimiz, söyleyip söyleyemediklerimiz bile kendi yansıttığımız dijital kimliğe göre şekilleniyor. Güncel hayatın ritmine rağmen sürprizlerle karşı karşıya kalıyoruz bazen.Artık sadece süpermarketlerde parti yapabildiğiniz hız ve tüketimin temel dinamik olduğu günümüz dünyasında ki kaotik yaşamda daha tutkulu, daha görünür ve düşündüren üretime odaklı hayatın farkındayız.Genellikle kapalı bir kutu olan sanat dünyasının ve yaratıcı sektörlerin dayanışma ve umuda en çok ihtiyaç duyduğu bu zaman yeni teknolojiler, yeni iletişim kanalları, çevrimiçi kalabilmek, bireysel fayda sağlamak, prestij kaybı ve kronik mutsuzluk yaşamamak, tazelenmek ve rutini kırmak için teknolojiyi gönüllü olarak hayatımıza soktuk. Elbette farklı bakış açılarımızın varlığı bizi güçlendiriyor ve sıkıcı olabilecek monotonluğun önünü kesiyor. İster pandemi, ister ekonomik krizin itici gücü deyin, ister antikonformist bir yaşam biçimi deyin mikro yaşamlarımızdan dünyaya bakarken algımızı panoramik moda ayarlamamız gerektiğini hatırlatıyor bize.Sahne milenyum kuşağının. Kendilerinden önceki nesilden daha cesur; gezmeyi , para harcamayı , zevklerini beslemeyi, güzel şeyleri her şeyden daha çok seviyorlar.Sanatın çok daha derinde ve toplumun her kesimine yayılarak büyümeye devam ettiği gerçeğini göz ardı edemeyiz. Sanatı farklı bakış açılarıyla sunup, nasıl olup da bir muzun etrafında sanat konuşulabildiği sorusuyla ortaya çıkan merak, sanatla ilgisi sıradan izleyici düzeyinde bile olmayanları sanata çekmek adına belki de tam ihtiyacımız olan şey.Spesifik olarak bu önemli değişim ve dönüşüm sürecinde gelişen konu ve formlara kısa bir bakış attık.Yapay zeka ve makineler sanat yapmayı gerçekten öğrenebilecek mi? Dijitalleşme , online sanat pazarı derken sanatın geleceği ne olacak ? Yeni kuşaklar sanatı nasıl görecek, yorumlayacak ve onunla iletişim kuracak? 2021 sanat dünyasında adaptasyonu hızlandıracak mı?Bu başlıklar şimdilik önümüzdeki yazılardan birinin konusu olarak bekleyebilir.Keyif ve sanat dolu yeni yıllar diliyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir