Sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz

Yeni güne merhaba; 

Suya yazdığım yazılardan biri daha… 

Bilgisayarım arıza yaptı. Yılların emeği olarak yazdıklarım, istifade ettiğim birçok akademisyenin, düşünürün, düşünce ve görüşlerini depoladığım bilgiler orada kaldı. 

Gerçekten internet büyük nimet. Zaman çok kıymetli. 

Ve emek vaz geçilmez olmaktan çıkmış…

Değerli olan makine …  

En kısa zamanda üretim gerçekleşmeli diyor insan… 

Böyle bir dünya var şu anda… 

Gerçek bu… 

Sosyalistin den islamistine kadar her birey kapitalizmin üretim nimetini tepe tepe kullanıp sonra ona küfrediyor . Mesela en kısa zamanda aşıyı bekliyoruz… 

 Zaman tercih teorisi emek değer teorisini  yerle bir etti…  

Eugene,Böhm ve Carl Menger tarafından ortaya atılan teoriye göre ,

aynı şartlar altındayken insanlar şimdiki (yakın gelecekteki) ürünleri/sonuçları (uzak) gelecekteki ürünlere/sonuçlara tercih eder. 

Fakat yazımın konusu bu değil… 

 İleride emek değer teorisi ile zaman tercih teorisini yazmak isterim. 

 Düşünce biçimleri… 

İdeoloji kavramını bir bilim olarak ortaya atan Fransız düşünürü Destut ded Tracy dir.  

Ona olumlu anlam yükler. 

İdeoloji kavramını o ortaya atar ve onu, herkese doğru düşünme imkanı sağlayacak bir bilim dalı olarak görür. 

Ona göre doğru düşünce mümkündür. 

Yapılması gereken, doğru düşünmenin yol ve yöntemlerinin öğretilmesidir. Bu yol ve yöntemlerin öğretilmesiyle insanlar doğru düşünmeye yöneltmenin imkân dahilinde olduğuna inanır ve savunur.  

   Prof Davut Dursun, bu düşünürü konu eden bir yazı kaleme almıştı(2007) … 

 Bende; üç tip düşüncenin olduğuna inanlardanım… 

 a-Mekanik düşünme 

b-Normatif düşünme  

c- Sosyolojik düşünme 

Mekanik düşünmede doğru tektir.2X2=4 eder. .Mühendislik de bu vardır. 

 Hukuk ve ilahiyat öğrenimi görenlerde normatif düşünce hakimdir… 

Mesela; belli norm ve kaideler hukukta evrenseldir. 

Hakim teminatı, kanunsuz suç olmaz ilkesi, ferdin aleyhine olan bir konuda kanun geriye işlemez ilkesi gibi… (bizde hariç tabi)  

Burada da doğru tektir…    

 Birde  sosyolojik düşünce vardır ki o alanda doğru tek değildir… 

Çünkü;  

Dış dünyada hakikat olarak her biri kendi kültürel terkibi ile mizacı ile, ahlakı ile , adı ile ,davranışları ile tekil birey vardır. 

Hegel’in manav örneği çok yerindedir.  

Adam manava bana bir kilo meyve ver der .Manavın tezgahında ise her biri meyve tanımı içinde olan ama özelliği ayrı meyveler vardır. Poşete elma koyar , müşteri ben senden elma istemedim meyve istedim der . Armut koyar, bu sefer müşteri ben senden armut istemedim meyve istedim der . Manav veremez. Çünkü nesneler dünyasında meyveler yoktur. Her biri tekil ve özel isimli meyvenin kendisi vardır. Cevizin kabuğun kırar içini yersiniz, şeftalin dışını yer çekirdeğini atarsınız .Dış dünyada bu sebepten insanlar Müslümanlar , Türkler, Kürtlerde yoktur . 

Mesela hep Gemlik’ten örnek veririm, Gemliyi mahveden Müslümanlar değildir. Müslüman A dır. imar komisyon üyesi B dir. 

 Sosyolojik düşünce içinde onlarca değişken vardır .Her bir değişkeni ölçü alan ve buna göre düşünen   birey doğrunun bir tarafını yakalamış olur. 

Fakat bu hakikat değildir .  

Çünkü ; 

Doğru özneye (sujey’e )bağlıdır .Hakikat ise nesneye (objeye bağlıdır . 

Herkesin doğrusu vardır .Fakat hakikat  değişmez o tektir … 

Benim doğrum hakikattir diyen adam saçmalamıştır. 

 Dindar bilinç hakikati konuşmak istemez ona tahammül edemez . 

Oysa bir çok konuyu bilir, akleder ,ya sınıf çıkarları yüzünden ,ya atalarından bulduğu hurafeyi yıkmamak adına (çünkü yıktığında dünyası da yıkılacak )yada grup asabiyeti ile ısrarla yanlışı savunur . 

EkoTür’de PROF Murat Demiröz’den dinlemiştim. 

Özetle: 

Dostoyevski’nin Karamazov kardeşlerinde HZ. İsa ispanyaya iner.  

Peder Rosima diye bir rahipte manastır da dır . 

Karamazovların 3.oğlu Alyosa çok dindar biridir ve sürekli bu rahibe gidip ondan vaaz dinler .Fakat tam engizisyonun faal olduğu zaman. İşte Hz İsanın tam engizisyon ortamında İspanyaya inmiştir. HZ.İsa ispanya sokaklarında harika şeyler  anlatıyor. Baş piskopos durumu görüyor .Hz İsa yı hemen hapse attırıyor .  

Sonra yanı gidip ;senin konuşmalarından senin İSA olduğunu  anladım der. 

Ama ben senin anlattıklarına asla izin veremem 

Çünkü sen bizim anlattığımız  İsa’dan çok farklısın. 

Bizim kurumsal hale getirdiğimiz Din yıkılır gider. 

Sen İsa’sın ama bizim dinimizi yıkmana  izin veremem.  

 Hamiş; Son Prof. Mustafa Öztürk olayı benim için aynen böyle. Farzımuhal Allah resulü tekrar gelse ve ben Muhammet peygamberim dese ona biz biliyoruz inandık desek te arkadan  ama sen gene de “sessizce cemaatin arasında otur ve sesini çıkarmadan vaazı dinle” deriz.

Kesin inançlıların kurduğu dünya her yönü ile çok muhkem.Dinden, siyasete, ekonomiye kadar  statüko asla  değişime izin vermiyor . 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir