Sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz

Yeni güne merhaba … “Kandırılmanın iki yolu vardır: Biri doğru olmayan şeylere inanmak, diğeri doğru olana inanmayı reddetmektir.”Sören Kierkegaard “Bütün kitle hareketleri, taraftarlarında ölümü göze almak ve birlikte eyleme geçmek duygusu yaratır: ortaya koydukları program ve telkin ettikleri öğreti ne olursa olsun, bütün kitle hareketleri aşırılığı, gayreti, parlak umudan, nefreti ve hoşgörüsüzlüğü körükler: bütün kitle hareketleri hayatın belirli bölünmelerinde güçlü bir faaliyet akışı yaratmaya muktedirdir ve körü körüne bir inanç ve sadakat ister.” Öğreti ve ilham yönünden ne kadar farklı olurlarsa olsunlar, bütün kitle hareketleri ilk taraftarlarını aynı tip insanlar arasından seçer ve aynı düşünce tarzındaki insanlarla ilişki kurar. Her ne kadar aşırı Hıristiyan, aşırı Müslüman, aşırı milliyetçi, aşırı Komünist ve aşırı Nazi arasında belirgin farklar bulunmaktaysa da, bunları harekete geçiren aşırılığını aynı kökten geldiği kabul edilebilir” Kesin inançlılar /ERİC HOFFER KENDİNİ FEDA EDİCİ KÜLTÜR … Dücane Cündioğlu Ömrüm “memleket yıkılıyor” teranesini dinlemekle geçti, memleket filan yıkılmadı ama nedense yıkılan hep memleketin çocukları oldu. PROF.Ömer Çaha hoca buna KURBANLIK kültürü der .. Gençler ergen dönemlerinde grup aklı ile düşünürler. İlla bir ideolojisi olacak. Bir grubun içinde kalarak hazır düşünülmüşe ortak olmak … Tabi şahsiyette ortadan kalkıyor o zaman … Öz bilinç yok oluyor .Beni, “ben” eden o bilinç ten bahsediyorum … Tabldot yemekte olur … Düşüncede olmaz … Fakat genç kendini o yaşlarda adamıştır. Sosyalist ,İslamist ,nasyonalist hiç fark etmez . Veya partili genç … Hepsinin davası vardır en yücedir . Hepsi liderini en tepeye taşıma iştiyakı içinde mücadele verir … Fakat yaşı ilerlediğinde dönüp geriye baktığında tepeye tırmanan dava olmadığını hırs ,ego şehvete dönüşmüş (Trump örneği) iktidar arzusu olduğunu görür. Dava çok geride kalmıştır… Bu gençleri kim koruyacak? Çok zor süreçtir bu dönemler .Burnunu kanatmadan atlattın atlattın ,yoksa hayatın mahvolur gider.Özelikle şiddete yatkın gençler belli partileri seçerler …Bir emre bakar…Her türlü kontrolsüz davranış bir kutsal içinde ona sunulmuştur.Çünkü yaptığı işi haklı gerekçelendirecektir …Amaçsal, ereksel . Yaptım ama neden yaptım .Ülkem için yaptım … Prof Besim Dellaoğlu; örgütlü düşüncesizlik; der” Düşüncesizliğin örgütlü olmasından kasıt ise hep mahalli, kültürel, ideolojik, dini, mezhebi bir kolektivite tarafından yeniden üretiliyor olmasındandır. Düşünebilmek ise daha çok bir yolculuğa benzer. Turizm gibi cebinde dönüş biletiyle yapılan bir yolculuk değil ama. “ Devlet nedir ? En genel tanım ile ;Egemenlik yetkilerine, yani yasama, yürütme ve yargı erklerine tekel halinde sahip en yüksek kamu hukuku kuruluşudur. HEGEL ; Evrensel olan şey devlette bulunur. Devlet, ilahi fikrin yeryüzündeki seklidir. Bundan dolayı devlete kutsallığın yeryüzündeki tezahürü olarak tapmalıyız ve düşünmeliyiz ki, doğayı anlamak zorsa devlet ‘in özünü kavramak sonsuzca daha zordur. Devlet, Tanrı’nın dünyadan geçmesidir. Esasında bilinç ve düşünce bütünlüğüne varmış hali ile devlete özgü şeylerdir. Devlet ne istediğini bilir. Devlet gerçektir ve gerçeklik zorunludur. Devlet kendisi için vardır. Devlet gerçekten var olan, gerçekleşmiş ahlaksal hayattır.’ MARKS ; “Devlet egemen sınıfların baskı aracıdır. Devlet toplum çıkarlarını koruma iddiasında olan küçük bir azınlığın sömürü aracıdır.” “OPPENHEİMER; Devlet kavramının geçmişini incelerken kelimenin kökeninin Rönesans dönemi İtalya’sından geldiğini belirtir. İdareyi zorla ele geçiren prens ve mahiyetini belirtmek için kullanılan bir kavram olduğunu iddia eder. Tam da bu yüzden “Devlet benim” diyen XIV. Louis’in haklı olduğunu da söyler”(BKZ. Devletin Köken Teorileri Açısından Devleti Doğuran Etmenler: Çeşitli Uygarlıklar ve Topluluklar Üzerinden Bir Değerlendirme*Serhat DÜVENCİ”) (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/528525”) WEBER ; “Belirli bir coğrafya üzerinde şiddeti kullanma tekelini meşru biçimde elinde bulunduran insan topluluğu dur” der.Avusturyalı hukukçu KELSEN; “Etkili olarak yürürlükte bulunan normlar sistemi “diye tanımlar Kutsallık hiyerarşisin de devlet dinden önce gelir diyeCarl Schmitt’te Egemenlik Ölçütü ‘’Egemen, İstisnai Duruma Karar Verendir.’’der Devlet nedir sorusuna benim vereceğim cevap “mefhum-u muhalif ‘inden hareketle devlet ne değildir sorusuna verilmiş cevaptır derim… Bu anlamda çok kısa ne net tanımı; Devlet, kendine verilmiş ve meşru şiddet kullanma tekelini, devleti koruma ve silahlı bürokrasiye yardımcı olmak iddiası ile örgütlenmiş militarist partilerin militarist gençlik örgütlerine veya mafyaya terk etmeyen , kendisine verilen anayasal hakkı kimse ile paylaşmayan en üst siyasi organdır derim … Terörist devletin meşru şiddet kullanma tekelini silahlı propaganda aracı olarak kullanan insanlardır …Terörist şiddete baş vurur … Bizde de şiddet kullanma tekelini devlete karşı kullananlara terörist denir. Böyle olunca mafya ve militarist gençlik örgütleri bu suçtan yırtarlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir