Sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz

Yeni güne merhaba ; 

 Prof ; Mustafa Öztürk , bu haftaki yazısına şöyle başlıyor ;  

“Ey intikamcı Allah! Senin intikamını almaya bizi görevli kıl” ya da “Biz senin namına intikam alalım” manasına gelen bir dua cümlesidir.  Necip Fazıl ve Salih Mirzabeyoğlu gibi isimlerin dillerine pelesenk olan bu dua kimilerince “iman öfkesi” (ne demekse!) olarak kabul edilir. Fakat gerçek şu ki bahse konu dua “iman öfkesi”nden ziyade Türkiye’deki sağ siyasete özgü rövanşist (intikamcı) arzunun mottolaşmış halidir. Nitekim Türkiye’deki milliyetçi mukaddesatçı ideolojinin sahiplendiği “Kinimiz dinimizdir”, “Kana kan intikam” gibi sloganlar da söz konusu duanın başka ifade şekilleridir.  “ 

28 şubatta makul öfke içinde olan dindar bilinç ,baştan teze karşı anti tezdi konumundaydı … 

Antitez iken sentez olamadı.

Başlangıçta ki tezin yerini aldı. 

Celladına aşık oldu … 

Kendine yapılanları unuttu .O celladının yerini aldı … 

Kendine ne yapıldıysa o da muhalifine onu yaptı…

Muhafazakarlığı felsefi değildi … 

Kültüreldi … 

İntikamcı, rövanşist ve gayri adildi … 

Yazık ettiler umutları… 

Oysa bu fırsatı erdem ahlakı ile buluşturup, dindarlık adına damak tadı bırakabilirlerdi. 

İmar rantı ile, hukuksuzluk ile, gösterişli tüketim çılgınlığına varan hazine destekli dolara endeksli iktisadi olmayan yatırımları ile mali disiplini bozup döviz rezervlerini eritti.         

Bizlere de Müslümanlık bu değil demek kaldı … 

Maalesef kötü tecrübe oldu . 

Dindar bilinç ;bu intikamcı ruh halinin esiri oldu .. 

Kendi ile birlikte İslam’ı da   savunmasız bıraktı…   

***************     ***************    **************** 

“İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır” diyen LORD ACTON bir kez daha haklı çıktı.          

Bu tecrübe para ile pulla elde edilemeyecek türden bir tecrübeydi. 

Bir 28 Şubat geçti … 

Gerçekten geçti mi ? 

***************    ***************    ************* 

İnsanın zihninde birçok sorular var… 

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan İnsan Hakları Eylem Planına neden ihtiyaç duyuldu ?  

Bu plan için AK partinin elini tutan neydi bugüne kadar? 

Yüzlerce hak ihlali, Ahim kararlarını ve Anayasa mahkemesi kararlarını kabul etmiyoruz diyen AK Parti iktidarı biranda hukuk devleti mi olmaya karar vermişti? … 

 Figen Çalıkuşu Karar’da şöyle diyordu. 

KHK mağdurları ile başlayalım.   

Binlerce kişi bilmem ne terör örgütü ile “iltisaklı” sayılarak ihraç edildi.   

Bazısı dava açabildi, bazısına henüz o imkân bile verilmedi.   

Dava açıp, beraat edenler oldu.   

Ama beraat geriye yürümedi.   

Neymiş?  

İltisaklı imiş.   

Kime göre ?  

OHAL Komisyonu tarafından kurulan, yanlı idare mahkemesi hakimlerine göre.   

https://www.karar.com/yazarlar/figen-calikusu/korkarak-hak-savunulmaz-1588738

 Mustaf Yeneroğlu da şöyle diyor ;  

“İnsan hakları ihlalleri anayasal ve yasal mevzuat nedeniyle yaşanmamaktadır. İhlaller her şeyden önce mevcut hükümetin zihniyetinden kaynaklanmaktadır. Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyelerini itham ve tehdit edebilen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı açıklandığında “Karşı hamlemizi yaparız” diyen, “Şüpheli ve suçluların bacaklarını kırın, suçu bana atın” diyen, vatandaşları yerli yersiz terör örgütü üyesi olmakla itham edip farklı düşünenlere nefret diliyle hitap eden iktidar zihniyeti hak ihlallerinin başlıca sorumlusudur. Bizzat düşman hukuku ile verilen talimatlarla hak ihlalleri gerçekleştirilmekte, yargı organı ise mevzuata göre değil yürütme organının isteğine göre kararlar vererek ihlallerinin kalıcılaşmasına olanak tanımaktadır.”

Fakat kamuoyun yeni bilgilendiği asıl konu şuydu ; 

“ Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi, “İnsan Hakları Eylem Planı’nın Uygulanmasını ve Raporlamasını Destekleme Projesi” adıyla, bu eylem planı için yüzde 85’i Avrupa Birliği’nden ve yüzde 15’i Avrupa Konseyi’nden olmak üzere 1 milyon 200 Euro fon almış.” Yıldıray Oğur  

https://www.karar.com/yazarlar/yildiray-ogur/baska-

bir-yerde-mi-dayak-yedim-ben-1588722 

 Sözü gene Mustafa Yener oğluna bırakalım ; 

 “Gözaltı ve tutukluluk müesseseleri tedbir olmaktan çıkarak yıldırma ve baskı mekanizması haline geldi. Gazeteci, yazar ve düşünürlerin yanı sıra Twitter’da görüşünü açıklayan sıradan vatandaşlar dahi kendilerini bir anda gözaltında bulur oldular. Sokak röportajlarında görüşünü açıklayan vatandaşlar bile ‘isterlerse beni hapse atsınlar’ dedikten sonra demeç verir oldular. Tüm bunlardan daha beter olarak, kanun önünde eşitlik ilkesi uygulamadan kaldırılarak iktidar partisine itaat edenlerin ödüllendirildiği, etmeyenlerin ise cezalandırıldığı bir sistem oluşturuldu. 

İşte böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanlığı’nın AB ve Avrupa Konseyi fonlarıyla hazırladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nı, bizlere reform olarak sundu.” 

 İç dinamiklerimiz neden bizde hukuk üretemiyor … 

Niçin batı? 

Neden AB ve Avrupa birliği parlamentosu … 

Sebebi çok basit. 

Bizde iktidar(lar) asla gücünün sınırlandırılmasını istemiyor. 

Bizde devlet toplumsal sözleşmeye uymuyor. 

Kuvvetler ayrılığı fikrine değil, kuvvetler birliği fikrine inanılıyor … 

Demokrasi teorisine asla inanılmıyor … 

Anayasal devlet ile anayasası olan devlet arasındaki tercihimizi anayasası olan devletten yana kullandık …

Evet bizim bir anayasamız vardı … 

Ona bile uymak istemedik…  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir