İki tane DÜNYA BARIŞ GÜNÜ müz var ama……

 gemliksonnokta  0 yorumDüzenle

Savaşlar hem ülkeler hem de insanlar üzerinde çok büyük maddi ve manevi yıkımlara neden oluyor.  Buna rağmen kabile toplumlarından günümüze kadar savaşlar bitmiyor,  yıkımlar ve acılar devam ediyor. Bu yüzden barış tüm dünyada insanlığın ortak özlemidir.  Savaşların yarattığı yıkımın unutulmaması ve barışın öneminin hatırlanması için hem 1 Eylül hem de 21 Eylül Dünya Barış Günü olarak kutlanıyor.  Kutlanıyor ama yine de savaşlar durdurulamıyor. Tarih kitaplarında farklı nedenler yazılsa da savaşların gerçek nedeni insanların aç gözlülüğüdür. Siyasilerin yeni zenginlik kaynakları arayışı ve başka insanların topraklarına göz dikmesi savaşları başlatan en önemli nedendir. Yakın tarihimizdeki dünya savaşları, Ortadoğu’daki savaşlar incelendiğinde bu gerçek daha iyi anlaşılır. Vatanını savunanlarla vatana saldıranlar arasında geçen savaşlarda en büyük yıkımı masum insanlar yaşar. Biz de savaşın acılarını yaşamış bir ülkeyiz. Topraklarımızı işgal eden emperyalist ülkelere karşı verdiğimiz kurtuluş savaşı 30 Ağustos zaferiyle sonlanmış ve topraklarımızda barışın tesisi sağlanmıştır. 30 Ağustostan hemen sonra gelen 1 Eylül bu yüzden bizim için daha anlamlı bir tarihtir. Üzücü olan bir yanı ise 30 Ağustos Zaferinin tartışma konusu yapılmasıdır.

Ancak insanlar sadece birbiriyle savaşmıyor, doğayla da büyük bir savaşa girmiş durumdalar. Doğanın işleyen bir düzeni var ve bu düzeni bozmak için insan her yolu deniyor.  Ormanlar yakılıyor, ağaçlar kesiliyor, zehirli atıklarla sularımız, atmosfere salınan zehirli gazlarla havamız kirleniyor. Doğanın talanı binlerce canlı türünün yok olmasına neden oluyor. Doğayla savaşın da tek nedeni insan türünün aç gözlülüğüdür. Bugün deprem, sel gibi doğa olaylarının felakete dönüşmesinin nedeni de doğaya açtığımız savaştır. Doğayla barış içinde bir yaşam kurmadan gezegenimizde gerçek barış tesis edilemez. Doğayla savaşımızın bir sonucu da salgın hastalıklardır. Dünyayı kasıp kavuran bütün salgın hastalıklar hayvan kaynaklıdır. Yaban hayatın içine giren ve o dünyayı da talan eden insanlar bundan vazgeçmediği sürece daha çok salgınlar görecektir. İşte son olarak korona salgını yaşıyoruz ve bu salgınla dünyada ekonomik hayat da sosyal hayat da alt üst olmuş durumda. Salgının ilk aylarında sokağa çıkma yasakları nedeniyle doğa da nefes almaya, çevre temizlenmeye başladı. Pandemiyle mücadelede de barışın önemi ortaya çıktı. Ama büyük çoğunluk bu önemi hala kavrayamadı. En zorlu savaşlarda zaferler kazanan ülkemiz insanı ne yazık ki salgınla savaşta aynı başarıyı gösteremiyor. Vaka sayıları ve ölümler yine artmaya başladı. Bu mücadelede başarılı olamayışımızın en önemli nedenleri düşmanı küçümsemek ve kaderciliktir.  Salgın ancak bilim ve akılla sona erebilir. Aşısı ve tedavisi olmayan bu hastalıktan çok basit önlemlerle, maske + mesafe + temizlik önlemiyle korunmak mümkünken bunu yapmaktan aciz, teslimiyetçi ve kaderci insanlar yüzünden salgın giderek yayılıyor.

İnsanın insanı sömürmesi,  doğayı sömürmesi, hayvanları sömürmesi sona erdiğinde gezegene gerçek barış gelecek ve dünya barış günlerini anlamına uygun olarak kutlayabileceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir